17 Kasım 2007 Cumartesi

POP3 ve SMTP

Bir e-posta iletişim protokolü "Post Office Protocol 3"

E-posta gönderilirken SMTP protokolü kullanılır. Söz konusu e-posta, e-posta sunucuları arasında aktarılırken de SMTP kullanılır. Tâ ki alıcı e-postayı okumak istediğinde bigisayarına indirmek için arkaplanda POP3 protokolü kullanılır. Yani, POP3, yalnızca e-postayı almak için ve son kullanıcılar tarafından kullanılır.

E-posta sunucusuyla iletişim sağlamak için genelde aşağıdaki bilgileri girmek gerekir:
Kullanıcı adı / user name / örn: kemalettin veya kemalettin@example.com veya kemalettin%example.com tarzlarından biriyle belirtilir. Hangi tarzın kullanılacağı, sistem yöneticisine sorulmalıdır.
Şifre / password
Giden sunucu adresi / Outgoing mail server (SMTP :E-posta gönderme protokolü (Simple Mail Transfer Protocol), bir e-posta göndermek için sunucu ile istemci arasındaki iletişim şeklini belirleyen protokoldür. Sadece e-posta yollamak için kullanılan bu protokolde, basitçe, istemci bilgisayar SMTP sunucusuna bağlanarak gerekli kimlik bilgilerini gönderir, sunucunun onay vermesi halinde gerekli e-postayı sunucuya iletir ve bağlantıyı sonlandırır.
) / E-posta hangi sunucu üzerinden gönderilecek, IP de belirtilebilir.
Gelen sunucu adresi / Incoming mail server (POP3) / E-postalar hangi sunucudan alınacak, IP de belirtilebilir
Bağlantı Port numarası genellikle 110 olarak yapılandırılır.

GMail ücretsiz POP3 iletişim imkani vermektedir. Yahoo'da com.tr uzantılı adreslere POP3 desteğine başlamıştır.

6 Kasım 2007 Salı

ADSL Başvuru, Kurulum, Çözümler

Modem Ayarları
Tabii ki bazı modellerin kurulum programları yükü oldukça hafifletmektedir, ama biz adım adım ilerleyelim. Modem bilgisayara başarıyla bağlandıktan sonra İnternet Explorer ya da Mozilla gibi kullandığınız İnternet tarayıcısını açın. Adres satırına, http://192.168.0.1 gerin. Modeminiz için doğru adresi kullanma kılavuzu ya da İnternet'ten edinebilirsiniz. Örneğin bazı Corecess modemlerde daha farklı ayarlar gerekmekte, ardından http://10.0.0.2 adresine girilmektedir.
Karşınıza ayarları yapabilmenizi sağlayan modem ara yüzü çıkacak. Türk Telekom, şebekesinde iki farklı altyapı olduğundan söz edebiliriz. 20 Kasım 2003 öncesi dağıtılan portlar, TT'nin Alcatel ağını kullanırken bundan sonra dağıtılanlar tartışmalı bir ihale sonrası NEC sistemine bağlanmakta. Biz, ilk dönem ADSL kullanıcılarının da yeni modem alması, yeni bilgisayarlarına kurulum yapması, vb. olasılıklar nedeniyle aradaki küçük farka da değinelim. Modem arabiriminde 20 Kasım öncesi hattını açtıranlar sırasıyla şu değerleri ayarlamalı:
protocol: PPPoA
Encapsulation: VC-Mux
20 Kasım sonrası hattını açtıranlar ya da bundan sonra başvuracak olanlar ise şu ayarları yapmalı:
protocol: PPPoE
Encapsulation:LLC
Bunun dışında tüm ADSL kullanıcıların yapması gereken diğer ayarlar şunlar: VPI:8 VCI:35 ve DNS NO 1: 212.156.4.4 ile DNS NO 2: 212.156.4.20

Bazı kullanıcıların merak ettiği, yurt dışından getirttikleri ya da satın aldıkları modemi şebekede kullanıp kullanamayacakları. Ortalama bir ADSL modemde doğru VPI ve VCI değerlerinin düzeltilmesi sonrası çoğu modemi burada da kullanabilirsiniz. Bağlantı ayarları yapıldıktan sonra kullanıcı adı ve şifresi TT'nin verdiği değerler olarak girilir. Bu yazı hazırlanırken kullanıcı adı için 19 ile başlayan ADSL numaranızın 19'dan sonra gelen bölümünün ardından boşluk bırakmadan @ttnet yazmanız gerekiyordu. Örneğin numaranız 19877655 ise kullanıcı adınız, 877655@ttnet olacaktır. Şifreniz ise telefon numaranızın bölge kodu eklenmeden yazdığınız 7 haneli bölümüdür. Örneğin numaranız 2129991999 ise şifreniz 9991999 olacaktır. Bağlantı ya da hizmet adına ise istediğiniz bir ismi giriniz, örneğin TT-ADSL gibi.

Sorunlara Çözüm
Bahsettiğimiz şekilde modeminizde sürekli bir yeşil ışık tüm bunlardan sonra yanmıyorsa Türk Telekom 124 data arıza servisini aramalısınız. Tabii oldukça farklı bir modeminiz varsa kullanım kılavuzuna başvurmayı unutmayın.
Unutulmaması gereken, bilgisayarın otomatik IP alması gerektiğidir. Normalde modeminiz ve ayarlarınız böyledir, fakat az önce örnek olarak kullandığımız Corecess modemlerde önce elle IP atanmaktadır, sonra yine otomatiğe dönülmektedir. Unutmanız durumunda, ya da kurulumu siz değil başkası yapmışsa, eksik bıraktıkları sonucunda bu gözden kaçabilir.

Otomatik IP alınıp alınmadığını kontrol için ping atmayı deneyebilirsiniz. Bunun için Başlat menüsünden Çalıştır (Start > Run) tıklanır. Kutucuğa command yazınız. 192.168.0.1 örneğinden devam edersek, karşınıza çıkan siyah ekranda ping 192.168.0.1 yazınız. Eğer modeminiz başka bir IP'ye göre ayarlanmışsa da ping kelimesinin ardından bu numarayı giriniz.

Eğer birkaç defa cevap alırsanız ve bayt, süre bilgileri sunulur, en altta kaybolan=0% olarak gösterilirse modemi görüyorsunuz demektir. Bu aşamada bir sorun yoktur. Fakat ping atınca yanıt gelmiyor, "istek zaman aşımına uğradı" mesajı alıyorsanız, en altta 100% kayıp gösteriliyorsa otomatik IP'ye ayarlamamış olabilirsiniz ya da modeminizin fiziksel bağlantısında sorun olabilir.

Otomatik IP ayarı için Windows XP'de bağlantının özelliklerinden TCP/IP'ye ulaşın. Windows 98'de ise ağ komşularından TCP/IP özelliklerine ulaşabilirsiniz. Ya da Denetim Masası'ndaki Ağ bölümünden faydalanabilirsiniz. Burada "Otomatik olarak bir IP adresi al" seçeneğini işaretleyiniz. İşletim sisteminize göre bilgisayarı yeniden başlatmanız gerekebilir.

İşlemci Mimarileri...

Mikro işlemciler, mimari (Architecture) sınıfınca gruplandırılırlar. Ortak mimariye sahip işlemciler, aynı komutları tanıdıkları için, aynı yazılımı çalıştırabilirler. Bir işlemcinin tanıdığı komutlar seti, o işlemcinin mimarisinin özelliğini belirleyen en büyük kriterdir. Bir başka özellik de register seti (register set) veya register grubu (register file) olarak bilinir.

Intel ilk x86 çipi olan 8o86’yı 1978 yılında çıkardı. O zamanlarda x86 modeli 6 kuşak evrim geçirdi. (Pentium II, III altıncı kuşak Pentium Pro’nun varyasyonlarıdır) Söz konusu çipteki bu gelişmeler;kronoloji bölümünde tablo olarak verilmiştir. Diğer şirketler de x86 ile uyumlu işlemciler üretmektedirler. Bunlar üstteki tabloda gösterilen AMD, CYRIX (National Semiconductor’a ait), CENTAUR TECHNOLOGY (IDT’nin İştirakıdır) ve RISE TECHNOLOGY. Diğer mimariler ise şöyle sıralanmaktadır: PowerPC, Digital, Compaq, Silicon Graphics’in Mips Rxooo serisi, HP (Hewlett Packard)... vs. bu mimarilerin hiç biri ne kendi aralarında ne de x86 ile uyumlu değillerdir.

Mimariler ortaya çıktıkları dönemin hakim dizayn felsefesini yansıtırlar. X86’nın dünyaya geldiği 1970’lerde, veri saklama cihazları ve hafıza bugünün standartlarına göre çok kısıtlıydı. Bu kaynakları tasarruflu bir şekilde kullanabilmek için CISC diye bilinen bir mimari benimsendi.

1980’lerin sonuna gelindikçe hafızayı tasarruflu kullanma konusu önemini yitiriyordu. CISC’in kısıtlamaları da mühendislerin ellerini kollarını bağlıyordu. Bu sebepten dolayı CISC’a rakip olarak RISC ortaya çıkmıştır. RISC'in sağladığı özellikler sayesinde fetch (komutu hafızaya taşıma), decode (komutun anlamını çözme) ve komutu çalıştırma işlemleri daha kolay yapılmakta idi. RISC’in kötü bir özelliği ise tüm komutları 32 bit olarak kabul etmesidir. Bu durumda 32 bitten kısa olan komutlar daha uzun gözükmektedir ve daha fazla hafıza gerektirmektedir.

RISC komutları sabit bir zaman diliminde işlem görmektedir. Bu da Süperskalar Pipelining özelliğini kullanan işlemciler için önemli bir özelliktir. Pipelining seri üretim yapan bir fabrika tekniği ile çalışır. Basit bir pipeline’da 5-6 aşama olabilir. Süperpipeline’da ise en az 10 aşama bulunur. Bu sayede birden fazla komut birden fazla aşamada işlem görebilmektedir. RISC bu teknige daha uygundur. Çünkü basitleştirilmiş komutlar pipeline’dan pürüzsüz bir şekilde akarlar ve CISC’ın neden olabildiği tıkanmalara yol açmaz. RISC işlemcilerinin başka avantajları da vardır. mesela register‘ları ve register grupları daha büyüktür. Ama bu biraz RISC’in, CISC işlemcilerinin dizayn edildigi zaman mevcut olmayan teknolojik ilerlemelerden yararlanmasindan kaynaklanmiştir.

RISC ve CISC birbirleriyle taban tabana zit degillerdir. Modern CISC işlemcilerinde RISC ilkelerinden bazilari kullanilir. Mesela Intel ve AMD’nin altınca kuşak işlemcileri, karmaşık komutları süperscalar pipeline’larda çalıştırmadan önce bunları daha basit, RISC’e benzer komutlara çevirirler.

İşlemcilerin Seçimi...

Bilgisayar almak isteyenler bu kadar işlemci karşısında ne yapacaklarını bilmezler. Öyle ki şu anda iki düzineden çok fazla seçeneğe sahipsiniz. Intel’in rakipleri, ilgi çekmek için ürettikleri çiplerin fiyatlarını Intel’inkilere göre önemli miktarlarda düşürmek zorunda olduklarindan bu durum onlari degerli kiliyor. Rekabet Intel’in üzerindeki fiyat kırma baskısını arttırdığından, piyasadaki tüm fiyatların düşmesine de neden oluyor. Böylece geniş işlemci seçenekleri arasında size uygun olan fiyat/performans oranını seçebiliyorsunuz. Yine de en iyi işlemciyi seçmede sizi pek çok tuzak bekliyor. Bu işlemcilerin bilgisayara takılması pek anlam ifade etmemekte. Çünkü her işlemci bir uygulamadan bir diğerine bayağı farklılık gösteriyor.